BURAYA İMAM DA GELİR LORD DA!

En son güncellendiği tarih: 12 Oca 2019


Sveti (Aziz) Stefan Kilisesi. Nam-ı diğer Demir Kilise…

Dünya üzerindeki tek metal kilise.

Osmanlı topraklarındaki ilk prefabrik yapı ve ilk Bulgar kilisesi unvanlarına da sahip.

Enteresan hikâyeleri, köklü bir tarihi var…

Kilise korosunun şefi Bay KİRYAKO LİAJE’yle bir araya geldik.

Sultan Abdülaziz’den, Nick Cave’den, ziyarete gelen lordlardan, Şişli Camii’nin müezziniyle olan dostluğundan, kilisede kılınan namazlardan, deizmden… konuştuk.


ÖMÜR UZEL



MÜHENDİSİM ASLINDA

1945’de İstanbul’da doğdum. Bu kilisede vaftiz oldum.

Kilise yönetimindeyim ve 29 yıldır koro şefliği yapıyorum.

Papaza hizmetkâr olarak başladım. Sonra muganni mertebesine geçtim. İkinci tenor partisyonda ilahiler söylüyorum.

Makine mühendisiyim. İstanbul Teknik Üniversitesi mezunuyum.


ANA DİLDE İBADET

1800’lerde İstanbul'a göç eden Bulgarlar, “Ana dilimizde ibadet edeceğiz!” diyerek Sultan Abdülaziz’in karşısına çıkıyorlar. Sultan, sıcak bakmıyor. Osmanlı Millet Meclisi’nin Bulgar Milletvekili Stefan Bogoridi, sultana gidip ricada bulunuyor ve Fener semtindeki arsasını bu iş için bağışlıyor. Bu bağışın onuruna kiliseye “Aziz Stefan” adı veriliyor.


MUMLARIN SEBEP OLDUĞU KİLİSE YANGINLARI

Sultan Abdülaziz “Bu kiliseyi bir gecede yaparsanız, izin veririm” diyor. İmkansız!

Ama cemaat kararlı. İlk kilise, bahçe girişine ağaçtan yapılıyor. Yakılan mumlar sonucu ağaç kilisede yangın çıkıyor. Yangından sonra ikinci kilise aynı yere yapılıyor, o da yanıyor. Sonunda cemaat bir karar alıyor! “Biz kendimize yanmayacak bir kilise yapalım. Nasıl? Metalden olsun.”



VİYANA’DA DÖKÜM, HALİÇ’TE MONTAJ

Ermeni mimar Hovsep Aznavur, kilisenin planlarını çiziyor. Planlar Viyana’ya götürülüyor. Parçalar orada dökülüyor ve Tuna Nehri boyunca gemilerle Haliç’e getiriliyor. Burada montaj başlıyor.

1898’de Kilise “nura kavuşuyor”, yani ibadete açılıyor.


İMAM HATİPLİLER, PARAGUAYLILAR… DUYAN GELİYOR!

Burası her dine, ırka, mezhebe, cinsiyete, etnik kökene açıktır. Buraya Makedonya Cumhurbaşkanı da geldi, İmam Hatipli öğrenciler de. Bulgaristan Meclis Başkanı da geldi, Paraguay’dan, Meksika’dan gruplar da. Nereden duymuşlarsa?

Yerli halktan da saygıdeğer, kültürlü kişiler geliyor.


KİLİSEMİZDE NAMAZ KILABİLİRSİNİZ

Burası dinlerin karşılaştırıldığı bir yer değil. Buraya ziyarete gelen Müslüman bir ziyaretçi, kilisemizde namazını kılabilir. Kılsın, bunda ne var?

İnancı ve kökeni ne olursa olsun herkesin özgürce ibadetini yapabildiği bir yerdir burası.

Ben de Şişli Cami’nin önünden geçerken duruyorum, duamı okuyorum, öyle geçiyorum. Yanlış mı?


4 LORD, 3 İMAM GELDİ

Bir gün İngiltere’den dört lord geldi. Kiliseyi anlattık, memnun oldular. Sonra likör ve çikolata ikram ettik, gittiler.

Bir gün de kiliseye üç imam geldi. Tam birer beyefendiydiler. Saygılı konuştuk. Onların bakış açıları benimkinden uzaktı tabii. “İster Tevrat, ister İncil, ister Kur’an-ı Kerim… Bu kitaplar birbiriyle örtüşür. Hiçbirisi ‘Git kötülük yap, git adam vur’ demez. Benim evimde de Kur’an-ı Kerim var. Okuyorum, ortak noktaları görüyorum. Bunları kabul ediyor musunuz?” dedim. “Ediyoruz!” dediler. El sıkıştık. Gülüştük.


EYVAH! ÖĞLE EZANI!

Küçük Ayasofya Cami’ne gitmiştim bir gün. Ayakkabılarımı çıkardım, girmem gereken şekilde camiye girdim. Müezzinle muhabbete başladık. Bir an saate baktım, saat on ikiyi beş geçiyor. “Ezan vakti gelmiş. Hadi kalk, öğle ezanını oku” dedim. “Eyvah! Gördün mü Kiryako, sohbete daldık, az kalsın öğle ezanı kaçıyordu!” dedi.



DİNLER, DEİZM, ÖZGÜR DÜŞÜNCE

Bakın, dinler Reform görmez diye bir şey yok. Hıristiyanlık Reform gördüğü için Rönesans olmuştur. Avrupa, Avrupa olmuştur.

Bakınız Museviliğe. Musevilik Reform görmemiştir, ancak Musevilerin çoğu kendisi Reformisttir. Yani bağnazlıktan uzaklaşmıştır.

Müslümanlık Reform görmemiştir. Dinler reform gördükçe birçok tabu yıkılıyor. Böylelikle Reform gören dinlerde deizmden daha az söz ediliyor.

Martin Luther [1483-1546] diye bir adam vardı. Kilisenin bağnazlığına karşı çıkmıştı. Ortaçağ’da halk, kilisenin baskısı altındaydı. Özgür düşünceyi reddeden, sadece kilisenin dediklerini doğru sayan “Skolastik düşünce” hâkimdi. Dolayısıyla halk isyan etti. Protestanlık mezhebi böyle çıkmıştır.

Sonra kilise değişmiştir. İşte bu Rönesans. Rönesans oldu, Reform başladı ve serbest düşünce yerini aldı. Yani Avrupa, Avrupa oldu. Bugün Avrupa’nın gelişmesi, güçlenmesi serbest düşünce ile olmuştur. Serbestçe düşünerek doğruya yürürüz.


ÇOK CAMİ GEZDİM

Mısır’a gittim. Orada da pek çok cami gezdim. Arap dünyasında kubbeli cami göremezsiniz. Emevi stili, çatılar dümdüzdür. Kahire’de kubbeli tek cami, Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yaptığı cami. Çok büyük, hatta biraz Ayasofya’ya benzer.

Anadolu’daki camiler kiliselere bakılarak yapılmıştır. Tophane’deki Kılıç Ali Paşa Cami’ne uzaktan bakın, aynı Ayasofya’dır. Ben içini de gezdim. Benzerlik var aralarında.



GİTAR VE ORG EŞLİĞİNDE İLAHİ

Dünyaca ünlü kimi müzisyenlerin müzik hayatına kilise korosunda başladığını biliyoruz. Nick Cave gibi.

Slav kiliselerinde ayrı bir koro vardır. Sadece ilahiler söyler. Slav kökenli Çaykovski, Korsakov, Bahmetiev, Teofanov gibi kompozitörlerin ilahileri icra edilir.

Ortodoks kiliselerinde katiyen enstrüman yoktur. Sadece insan sesi vardır. Katolik kiliselerinde ise org vardır. Şimdi gitar da koydular.


PARİS’İN KULESİ & HALİÇ’İN KİLİSESİ

Eiffel Kulesi “Demir Kule”, Sveti Stefan Kilisesi “Demir Kilise” olarak nam salmış. Ortak bir özellikleri var. İkisini de yapan Avusturyalı Waagner firması. Bu kilisenin tüm parçalarını onlar üretti. Açılışa da geldiler.


“ALLAH’IN İŞİNE BAK!”

Bu cümleyi çok kullanıyorum. Bir gün böbrek ağrısı tuttu beni. Büyükada’daki Aya Yorgi Kilisesi’ne çıkacağız. “Eyvah!” dedim, “Bu ağrıyla nasıl çıkacağım?” Yolda sürekli “Allah” diyorum içimden ve inanın daha yolun yarısına gelmeden ağrı geçti. “Allah'ın işine bak!” Hep dilimdedir.



Fotoğraflar: Cem Gültepe

©2019 Ömür Uzel

  • Black Instagram Icon